volkan.meral @ havadis.at

Entrikalar diyarı Avusturya’nın popülist siyasetine kurban seçilen diğer kurum Arbeiterkammer.

Avusturya siyaseti yeni ÖVP-FPÖ hükümeti kurulduğundan bu yana yeni bir strateji belirledi. Hükümet radikal siyasetini halka empoze etmek ve aldığı kararların mümkün mertebe tartışılmaması için seçtiği güzergahta, kişileri ve kurumları fişleyerek halkın gözünde aldığı kararların sorgulanmaması, hatta destek bulmasını sağlamaya çalışıyor.


Popülist siyasette adeta çığır açan ÖVP-FPÖ hükümeti, daha öncede ülkede yaşayan azınlıkları yerel halka adeta öcü gibi göstererek, insanları yerel halkın önüne atmaktan çekinmedi. Genelde Türk ve müslüman toplumunu kullanan hükümet, tüm halkı ilgilendiren önemli yasaları yürürlüğe geçirmeden önce, kamuoyunda oluşturduğu algı operasyonları ile yerel halkın ilgisini ve dikkatini bu yöne çekerek gündemi bu yönde oluşturup, kapalı kapılar ardında aldığı radikal kararları hayata geçiriyor.

Son kurban Arbeiterkammer 

Hükümetin aldığı kararları eleştiren kişi ve kurumlar, gözünün yaşına bakılmadan ötekileştirilirken, kendileri ile aynı düşüncede olmayanlara tahammül edilmiyor.


Öyleki, AK başkanı Hubert Hämmerle hükümetin aldığı günde 12 haftada 60 saat çalışılmasını öngören yasayı eleştirmesi sonucu hükümet kurmaylarının radarına girdi. Hubert Hämmerle, kendisi‘de ÖVP‘li olmasına rağmen, işçilerin haklarını savunmakta ısrar edince hükümet tarafından kurban olarak seçildi. Sözde bütçe kısıtlamasına gitme adına AK’nın kapatılması yönünde düşünceleri yavaştan dillendiren hükümet, bu yönde adeta ilk önce halkın nabzını yokladı. Ancak beklemediği bir tepki ile karşılaşan hükümet kurmayları ikinci bir stratejiyi hayata geçirme kararı aldı.


Bu doğrultuda ilk önce AK halkın gözünde itibarsızlaştırılacak, suçlu gibi gösterilecek ve halk tarafından gelecek tepkiler bu şekilde azamiye inecekti. 

Bu doğrultuda ilk adımlar salı günü itibariyle atıldı. Vorarlberg yerel medyasına davet edilen bir yazarın “Graue Wölfe” (Bozkurt’lar) isimli kitabı hakkında gerçekleştirilen bir söyleşide, yazarın AK’nın Türk derneklerine sponsor olarak maddi destek sağladığını ve bu derneklerin genelde aşırı sağcı dernekler olduğunu iddia etti. 


Yazarın atmış olduğu bu pası değerlendiren NEOS ve FPÖ’lü kurmaylar, AK’yı “sözde” aşırı sağcı Türk derneklerine maddi kaynak sağladığı yönünde bir algı operasyonu başlattı. NEOS vekili Gerald Loacker ve FA (FPÖ) eyalet iş odası başkanı Martin Koschat, AK’nın bu tutumunu eleştirirken, işçilerden alınan aidatların bu yönde kullanılmasını eleştirdi. Çarşamba günü gündemin bu yöne odaklanması ile, AK’yı itibarsızlaştırmayı hedefleyen siyasilerin, üstten gelen emirleri yerine getirmiş oldu.


Konu ile alakalı bir açıklama yapan AK, entegrasyon çalışmalarına katkı amacı ile kendilerinede aidat bu derneklere bağlı üyeleride göz önünde bulundurarak, bu derneklerin organizasyonların flyler ve afişlerinde yer aldıklarını ancak 6 yıldır herhangi bir maddi katkı yapılmadığını belirtti. 

Fakat, hükümetin konuları saptırmaya yönelik yabancılar üzerinden yürüttüğü politik oyuna bu sefer Sendikalar ve Arbeiterkammer (İşçi odaları) gelmedi.

30 Haziran 2018 tarihinde saat 14:00'da 8 sendika ve İşçi odalarının organize ettiği bir protesto düzenlenecek. Bizlerde Viyana'da düzenlenecek olan bu protestoya destek olalım ve hükümetin değiştirmeye çalıştığı bizlere karşı olan yasaları çıkartmalarına engel olmaya çalışalım.

 

Selam ve dua ile

Volkan Meral