volkan.meral @ havadis.at

11 Eylül tarihi dünya Müslümanları için bir dönüm noktası olmuştur. İkiz kuleler ile başlayan bu senaryo hakkında birçok fikir yürütülmektedir. Ben 11 Eylül olayına girmeyeceğim ama buradan bir bağlantı kurmak istiyorum.

Viyana Üniversitesinde Din Pedagojisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Ednan Aslan'ın 2016'da hazırladığı İslami Kreşler Raporu'nun bazı kısımları, bu kurumları kapatmak isteyen Entegrasyon Bakanlığının çalışanları tarafından, Aslan'ın da bilgisi dahilinde olumsuz yönde değiştirilmiş. Avusturya Dışişleri ve Entegrasyon Bakanı Sebastian Kurz Avusturya tarihinde emsaline az rastlanır bir skandalın muhatabı olarak suçu Ednan Aslan’a atmakla yetindi. Bu konu Avusturya tarihinde ilk Siyasi ve Bilimsel skandal olarak tarih kitaplarında yerini alacaktır.

Bu meselenin 11 Eylül vakası ile ne alakası var diyeceksiniz. Bakınız, 11 Eylül sonrası Müslüman ülkeler ve dolayısıyla Müslümanlar Terörist ilan edilmiş ve o ülkelere yapılan silahlı müdehaleler Amerika ve Avrupa toplumu tarafından teröristlerle mücadele edildiği algısıyla olumlu karşılanmıştır. Oralarda terörist grupların olmadığı iddiasında değilim ama sivillerinde hayatlarını kaybettiklerini de biliyoruz ve bunu göz ardı edemeyiz.

İslami Anaokulları hakkında aslını yansıtmayan ve olumsuz yönde değiştirilen bu araştırmanın siyasi malzeme olarak kullanılması ile Avusturya halkı İslami anaokulları hakkında, dolayısıyla Müslümanlar hakkında olumsuz bir algıya sürüklenmektedir. Sanki bu kreşlerdeki çocuklar radikalleştirilip DEAŞ sempatizanı gibi yetiştiriliyor izlenimi oluşturulmaktadır.

Size soruyorum siyasilerin günden güne Müslümanlar hakkındaki olumsuz söylemleri ile Müslüman toplum yerli toplum tarafından ülkede istenmeyen kişiler ilan edilmeye başlanmadılarmı? Bu anlamda Müslüman topluma karşı bir yaptırım sözkonusu olsa yerli halk buna karşımı çıkar, yoksa destek mi verir? Yukarıda verdiğim 11 Eylül örneği ve sonrasında yaşananlar bir iki gün içerisinde yaşanmış olaylar değillerdir. İnsanlar yıllarca bir topluma veya bir inanç grubuna karşı işlenmiş ve zamanı geldiğinde insanlar yıllarca aynı ortamda yaşadığı kapı komşusu hakkında bile olumsuz düşüncelere kapılmışlar ve haksız bir müdahale gerçekleşse bile seslerini çıkartmamışlardır. Avusturya’da siyasilerin söylemlerinin ardından ırkçılık vakaları artmadı mı? Avusturya da siyasilerin dillerinden düşmeyen Başörtüsü ve Burka meselesi ve müslümanların aleyhinde iddia edilen birçok mesele halkı Müslüman topluma karşı olumsuz düşünmeye teşvik etmektedir.

Sayın Kurz ve diğer Siyasilere sesleniyorum, Avusturya’da yaşayan Müslüman toplumu kimsenin siyasi oyuncağı değildir. Avusturya halkını yalan yanlış iddialarla meşgul edip beraber yaşamı baltalamayın. Avusturya’yı çok seviyorum iddiaları ile sahnelerde nutuk atan siyasiler Avusturya için yapılacak o kadar şeyin yanı sıra senaryo yazıp oynamasınlar.

Selam ve Dua ile

Volkan Meral

Havadis Haber imtiyaz sahibi