Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Füsun Cömert, yaptığı açıklamada, "clostridium botulinum" bakterisinin doğada yaygın görülmeyen bakteri olduğunu ve doğası gereği oksijenli ortamlarda bulunamayan, bu nedenle de kapalı ortamları seven bir mikroorganizma olduğunu söyledi.

Kapalı bir ortamda mikroorganizmanın kendisi için uygun bir çoğalma ortamı bulduğunda, çoğalarak toksin (kimi canlı organizmada görülen zehir) üretmeye başladığını belirten Cömert, "Aslında clostridium botulinum besin zehirlenmesi olarak bilinen bir klinik form olan botulismusa neden olmasına rağmen hastanın kliniği sindirim sistemiyle ilişkili değil, sinir sistemi üzerinde toksinin etkisinin olması nedeniyle ortaya çıkıyor." dedi.

Bu bakterinin insanlarda iki farklı yaş grubunda ortaya çıktığını ve bunlardan birinin bebeklik dönemi olduğunu anlatan Cömert, şöyle devam etti:

"Toksinin etkisi, sinir kas kavşağında kasların kasılmasını sağlayan birtakım moleküllerin salınımını engellemekte ve bu nedenle de kaslar kasılamıyor. Kasılamayınca da bizim felç dediğimiz bir tablo ortaya çıkıyor. Biz bunu bebeklerde ağlama zayıflığı, kabızlık şeklinde görüyoruz. Toksinin üretiminin artmasına bağlı olarak da uykuda ani ölüm şeklinde görülmekte."

Cömert, bebeklerde uykuda görülen ani ölümün en önemli nedenlerinden birinin clostridium botulinum bakterisi olduğunu aktardı.

"Erişkinlerde genellikle besin üzerinde mikroorganizmanın çoğalarak ürettiği toksinin dışarıdan alınmasıyla ortaya çıkıyor. Bu da genellikle konserveler, kapalı ve oksijensiz ortamlar mikroorganizmanın ürediği yerler." diyen Cömert, şunları kaydetti:

"Bunların tüketilmesinden sonra 18-36 saat gibi bir kuluçka döneminin ardından ilk önce küçük kaslar, çizgili kasları etkilediği için, yüz ve yutkunma kasları, çift görme, kısık ses ardından kabızlık ve daha büyük kasların tutulmasına bağlı olarak güçsüzlük ve en sonunda diyafram kasının felcine bağlı olarak solunum yetmezliği şeklinde görülüyor. Hastayı ölüme götüren tablo da bu. Bilinen en zehirli toksinlerden bir tanesi."

Konserve yapımına dikkat edilmesi gerekiyor

Özellikle ev yapımı konservelerin uygun yöntemle hazırlanması gerektiğini vurgulayan Cömert, şu uyarıları dile getirdi:

"Konserve yapılacak olan kavanozların yapım öncesinde kaynatılması, konserve yapıldıktan sonra da bunların basınçlı bir ortamda, düdüklü tencere gibi bir ortamda bir süre ısıtılarak bakterinin sporlarının yok edilmeye çalışılması gerekiyor. Gerek sanayi gerekse ev tipi konserveler tüketilmeden kapaklarının kontrol edilmesi önemli. Kapaklarda bombeleşme olması, içinde bakterinin üreyip burada bir metabolizma gösterdiğini, bir gaz oluşturduğunun ifadesi. Bunların kesinlikle imha edilmesi gerekiyor. Aynı zamanda toksin 80 santigrat derecede 10 dakika gibi bir süre tutularak etkisiz hale getirilebilmekte. O nedenle konservelerin tüketilmeden önce 10 dakika kaynatılması korunma anlamında değerli."