Avusturya İslam Toplumu Başkanı Ümit Vural, ramazan süresince birçok cami ve dernekte düzenlenen programlara katılarak Müslüman toplumun sorunlarını dinleme imkanı bulduğunu, Müslümanların yaşam alanlarını ve haklarını kısıtlayıcı yasaların yürürlüğe girmesinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirdiklerini anlattı.

Vural, ülkedeki Müslümanların kendilerini ikinci, üçüncü sınıf vatandaş gibi hissettiklerinin altını çizerek, Müslüman toplumunun meydana getirdiği onlarca olumlu eylemin, bazı çevrelerin kin ve nefret söylemi nedeniyle görünmek istenmediğine dikkati çekti.

BAŞÖRTÜSÜ DİNİMİZİN BİR PARÇASI

Geçen hafta mecliste kabul edilen başörtüsü yasağının Müslümanlara yönelik nefret ve kışkırtıcılığı bertaraf etmeyeceğini vurgulayan Vural, "Nefretin kaynağının başörtüsü ya da oruç olmadığını biliyoruz. Ülkede hüküm süren ırkçılığın süreceğini biliyoruz" diye konuştu. Ümit Vural, yasaklara, baskılara karşı olduklarını ifade ederek, "Başörtüsü yasağına karşıyız. Başörtüsü dinimizin bir parçası.

Müslüman kız çocukları üzerinden siyaset yapılması hiçbir şekilde uyum sürecine hizmet etmeyeceği gibi yapıcı bir tutum olarak da değerlendirilemez" görüşünü paylaştı.


'IRKÇILIK VE DİN KARŞITI YAKLAŞIMLARIN YERİ OLMAMALI'

Özgürlükleri ve demokratik değerleri savunan herkesin ülkede birlikte yaşamı güçlendirmek için çaba sarf etmesi gerektiğini dile getiren Vural, Avusturyalı Müslümanlar olarak ortak değerlerin savunulması için iş birliği yapmaya her zaman hazır olduklarını aktardı.

Viyana Belediye Başkanı Michael Ludwig de Avusturya'da insanların dini tercihleri nedeniyle mağduriyet yaşamaması gerektiğini söyledi. Ludwig, özelikle başkent Viyana'da birlikte yaşam ülküsünü güçlendirmek için çalışmalar yürüttüklerini ifade ederek, "Bizim toplumumuzda ırkçılık ve din karşıtı yaklaşımların yeri olmamalı" ifadelerini kullandı.