Çetenin son kurbanı ise Almanya’nın Giessen kenti yakınlarındaki Lollar’da ‘Adana Grillhaus’ adlı kebap restoranı işleten Kahraman Yıldırım oldu.

Yıldırım’ın 5 bin Euro kaptırdığı ve profesyonel çalışan çetenin yeni yöntemi ise şöyle; Almanya’da özellikle iş yeri bulunan Türkler aranıyor. Dükkânının ismini, sahibini, yakınındaki caddeleri çok iyi öğreniyorlar ve kurbanı arıyorlar.

Önce Türkçe konuşan ve kendisini ‘otel müdürü’ olarak tanıtan kişi, “Bir Alman müşteriniz ve komşunuz zor durumda. Kredi kartında yüklü miktarda para var, ancak kartın tarihi geçtiği için otel hesabını kapatamıyor. Yardım etmezseniz uçağını kaçıracak” diyor ve telefonu ‘sözde zor durumda’ olan Alman’a veriyor. Telefonu alan ve çok iyi derecede Almanca konuşan ‘sözde Alman’ da o kadar profesyonel bir şekilde düştüğü durumu anlatıyor ki, ‘yardımsever’ Türkler de parayı gönderiyor. Çetenin tuzağına düşen iki çocuk babası Kahraman Yıldırım (40) da yaşadıklarını Hürriyet gazetesine şöyle anlattı:

‘Doğan İçke adına gönderdim’

“Geçtiğimiz perşembe günü öğleden sonra saat 12.40’da dükkâna bir telefon geldi. Telefonu garson açtı. Numarası görünmüyordu. Telefondaki kişi, ‘Şefinle konuşmak istiyorum’ deyince, telefonu bana uzattı. Bana, ‘Ben otel müdürüyüm. Burada tatil yapan bir Alman aile var.

Bunlar sizin devamlı müşteriniz ve komşunuzmuş. Zor durumdalar. Bunların kredi kartları var. Kartlarında yüklü miktarda para da var. Ancak tarihi geçmiş ve ödeme yapamıyorlar. Bunların 1 saat 35 dakika sonra uçakları kalkacak. Hesapları kapanmazsa, Almanya’ya uçamayacaklar’ dedi. Ben de ‘Bu adamları tanımıyorum. Hiç görmemişim. Ben nereden bileyim komşum ve müşterim olduklarını. Bana pasaportlarının fotoğrafını gönderin’ dedim. Bu kez de, ‘Pasaportları aşağıda, resepsiyonda kilitli. Bunlar ödeme yapmadan pasaportlarını resepsiyondan alamazlar.

Önce ödeme yapacaklar. Pasaportlar bana geldiği zaman sana göndereceğim. Bunlar yaşlı. Adam gözlüklü. Karısı uzun boylu bir bayan. 45-50 yaşlarında biri. Çantalarının üzerinde Lollar yazıyor. Dobringer Caddesi adresinde oturuyorlar’ dedi. Dobringer Caddesi benim dükkânın 1 km ötesinde. Sonra bana ‘Komşun’ dediği adamı verdi. Adam benim ismimi biliyordu. Çok iyi derecere Almanca konuşuyordu. Her şey inandırıcı geldi. Otel müdürüyüm diyen paranın hemen gelebilmesi için havaleyi Moneygram aracılığıyla yapmamı istedi. Bana kimliğinin fotoğrafını da gönderdi. Havale bürosunun yerini ve adresini bile söylediler. ‘Ne kadar göndereyim’ dedim. ‘2 bin 750 Euro’ lazım dediler. Ben de ‘otel müdürü Doğan İçke’ adına bu parayı havale ettim.”