Nergiz Çırdı, Dornbirn'de iki çocuğu ile birlikte yaşayan bir Türk anne.

19 Mayıs 2018 günü oğlunun halsizliği ve rahatsızlığı ve ardından burun kanaması nedeniyle gittiği Dornbirn Hastanesi'nde 11 yaşındaki oğlu Burak Saka'ya konulan teşhis ''Thrombozytopenie'' (Trombositopeni) ile adeta neye uğradığını şaşırdı. 

Çocuğuna LKH Dornbirn Hastanesi tarafından konulan teşhis sonucu çaresiz kalan anne, ne yapacağını ve kime danışacağını bilemezken; hastanenin kendisine hastalık ve tedavi süreci ile alakalı en ufak bir bilgilendirme yapmadığını belirtti.

Yaklaşık üç gün Dornbirn Hastanesi'nde kaldıklarını ve bu üç gün içerisinde küçük Burak'a uygulanan tedavinin ardından (Kortizon tedavisi, human İmmunglobulin, tranexamid acid ve insan kanından elde edilen Thrombozyten-Konzentrat takviyesi) taburcu edildiklerini ve o günden sonra kabus dolu sürecin başladığını belirtti. 

Taburcu olan Burak ile anne, evlerine döndükleri günün ardından başlayan kabus gibi üç ayı şu şekilde anlatıyor:

''Oğluma uygulanan tedavinin ne denli gerekli ya da doğru olduğunu bilmiyorum. Ancak ortada bir gerçek var ki o da oğlumun günden güne gözümün önünde erimesi. Defalarca kez gittiğimiz hastane ve doktorların sayısını artık unuttuk. Gitmediğimiz, çalmadığımız kapı kalmadı. Oğlum adeta bir kobay faresi gibi bir sürü deney ve ilaçlara tabi tutuldu, geceleri uyuyamaz olduk. Oğlumun ağrılar içersinde kıvrandığı anlardaki çaresizliğimi ve uykusuz gecelerimi anlatamam. Üç aydır eve hapis olduk ve doktorlar bizi kendi kaderimizle baş başa bıraktı. Yaşadığımız bu sıkıntılı dönemin şahidi komşularımdır. Tek başına bir kadın bir anne olarak oğlumun tekrardan koşup oynamasından başka bir dileğim yok. Dornbirn Hastanesi'nde çocuğumun sağlık durumu ile ilgili bilgi almak istediğim ve hakkımızı savunmak istediğim için terslendim, ancak susmadım ve oğlumun hakkını savundum. Haliyle sesimin yükseldiği anlarda oldu, doktorlar ile ağız dalaşına girdiğimde. İstediğim sadece detaylı bir bilgi ve oğlumun sağlığına kavuşmasıydı, ancak beni muhatap almak yerine hastaneye girişim engellendi. Yılmadım, yazdığım bir pankart ile hastane önüne oturdum, niyetim yaşamış olduğumuz mağduriyeti duyurmaktı. Yalnızdım, kimsem yoktu ve ben bir anneydim. Çocuklarım için yapamayacağım hiç bir şey yoktu'' 

Uygulanan tedavinin yanlış ve çocuğu için zararlı olduğunu belirten anne, raporlar ile birlikte görüştüğü bazı doktorlara şüphesinde haklı olduğunu teyit ettirdiğini belirtirken; ''Artık gözüm hiç bir şeyi görmüyor, oğluma uygulanan tedavi sonucu durumu daha da kötüleşti. Oğlumun hakkını aramak adına Dornbirn Hastanesi'nde tedaviyi uygulayan bazı doktorları mahkemeye verdim. İlk etapta görüştüğüm bir avukat anlattıklarımı dinledi ve benim ile oturup birlikte ağladı; ancak Dornbirn Hastanesi'nde çalışan arkadaşları olduğu gerekçesiyle hastane aleyhinde bir dava açamayacağını söyledi. Uzun aramalar sonucu Avusturyalı bir avukat davayı üstleneceğini söyledi. Oğlum ile birlikte tatil yapmak için biriktirdiğimiz parayı avukata yatırdım. Benim için ok yaydan çıktı bir kere, bu mücadelemde yalnız da olsam oğlumun sağlığını hiçe sayan bu doktorlardan hesap soracağım'' dedi.

Anne Nergiz Çırdı çaresiz kaldığı gecelerde saatlerce ağladığını ve çocuğu için dua ettiğini belirtirken, bir yandan da derdini paylaşacak kimseler olmadığından oğlunun halinden sorumlu tuttuğu doktorlara mail yazdığını ve kendilerini mahkemeye vermekle tehdit ettiğini açık yüreklilikle açıklarken; ''Oğluma yaşattıkları onca acı ve ağrının muhasebesini yapmak ve özür dilemek yerine ağız birliği yaparak beni ruh hastası gibi terimlerle itham ederek mahkeme önünde kendilerine ortam oluşturan bazı hastane doktorları ile mahkemede görüşeceğiz, benim Allahım ve iki çoçuğumdan başka kimsem yok ve Avusturya adaletine güveniyorum, Allah'ın izniyle bu mücadelemi sonuna kadar sürdüreceğim'' dedi. 

Anne Nergiz Çırdı; ''Yaklaşık üç ay önce Dornbirn Hastanesi'nde onkoloji bölümünün kapanması söz konusu olduğunda, hiç bir çocuk ve aile mağdur olmasın diye bir çok vatandaş gibi ben de hastane önünde gerçekleştirilen eyleme katılmıştım. Şimdi kendi çoçuğum için mücadeleden kaçacak değilim'' derken, ''Benim canım yandı, oğlum gözümün önünde eriyor. Umarım başkalarınında canıda yanmasın. Doktorlara, hastahanelere güvenmek önemli ancak çocuklarımıza ne verdikleri niçin verdikleri sorgulanmalı. Uygulanan tedavinin etkisi ve yan etkisi nedir iyi bilmek gerek. Kaş yaparken göz çıkarılıyor adeta'' açıklamasını yaptı. 

Havadis Haber olarak, konu ile alakalı görüşlerini almak istediğimiz Dornbirn Hastanesi, veri koruma (Datenschutz) ve Mahremiyet Hakkı/Sır saklama sorumluluğu nedeniyle bir açıklama yapamayacaklarını belirtti. 

 

 

Copyright ©  www.havadis.at. Tüm Hakları Saklıdır. Havadis.at yayımladığı haber, fotoğraf ve görüntü ile internet ve wap için oluşturduğu her türlü bilgi, havadis.at yönetiminin izini olmadan hiçbir şekilde kullanılamaz.